Türkiye ve Kürt kentlerinde bu yıl kutlanan Newroz kutlamaları, 1990’lı yılların başındaki insanlık dışı saldırıları aratmadı.
İşte belgeli, görüntülü işkence yapan polis!
HABER MERKEZİ (27.03.2008)-Türkiye ve Kürt kentlerinde bu yıl kutlanan Newroz kutlamaları, 1990’lı yılların başındaki insanlık dışı saldırıları aratmadı. Sokak ortasında kafasından vurulan, kolu kırılan, başı yarılan, cop ve tekmeler altında yerlere serilen insan manzaraları insanlık ayıbını gözler önüne serdi. 20-26 Mart tarihleri arasında yaklaşık 900 kişi gözaltına alındı ve aralarında çocukların da bulunduğu en az 126 kişi tutuklandı.
Newroz kutlamaları bu yıl milyonların katılımı ile Kürdistan’ın dört parçasında kutlandı. Suriye rejimin Qamışlo’da 20 mart günü 3 Kürt gencini katletmesi ardından, Diyarbakır’da yüzbinlerin katıldığı Newroz kutlamaları Kürtleri egemenlikleri altında tutan güçlere güçlü mesajlar verdi.
‘GÜVENLİK’ GÜÇLERİ TERÖR ESTİRDİ
Ancak hemen ertesinde Van, Hakkari ve Siirt’te Newroz kutlamaları AKP hükümetinin atadığı valilerin talimatı ile polisin saldırılarına maruz kaldı. Maskeli, zırhlı ve üniformalı “güvenlik” güçleri halk üzerinde terör estirdi. Sokak aralarında, meydanlar ve caddeler ve evlerde adeta cadı avına çıkarcasına Kürtler hedef alındı. Van ve Hakkari’de iki kişi polis saldırısında hayatını kaybetti.
Kameralar önünde ağzı bağlı 15 yaşındaki bir çocuğun kolu “güvenlik” güçleri tarafından kırıldı. Görüntülerde çocuğun yanında sivil giyimli en az 3 polis duruyor. Bunlardan biri, adı öğrenilemeyen ağzı beyaz bezle bağlı çocuğun elini soğukkanlı bir şekilde arkasında tutuyor ve bükerek kırıyor.
Toplumun güvenliğini sağlamakla yükümlü bu polisler halkın evlerine camları ve kapıları kırarak girdi ve çocukların gözleri önünde şiddet uyguladı. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın haklarına ilişkin süslü mesajları Kürt illerinde ayaklar altına alındı. Kadınlar sokaklarda coplar ve tekmeler arasında kaldı.
869 GÖZALTI
20-26 Mart tarihleri arasında ANF kayıtlarına göre yüzlerce kişi gözaltına alındı, onlarcası tutuklandı ve halen birçoğunun sorgusu devam ediyor. İstanbul (48), İzmir (250), Adana (70), Kocaeli (11), Denizli (3) ve Mersin (7) gibi batı illeri ile Diyarbakır (20), Van (200), Kars (7), Dersim (7), Hakkari (50), Silopi (18), Cizre (12), Siirt(16), Malatya (19), Urfa (123), ve Batman’da (8) altı gün içinde en az 869 kişi gözaltına alındı.
126 TUTUKLAMA
23 Mart’ta 250 kişinin gözaltına alındığı İzmir’de tutuklananların sayısı 45’e ulaşırken, Adana (29), Muş/Malazgirt (8), Hakkari (20), Urfa/Ceylanpınar (7), Mersin/Tarsus (5) Denizli (3) ve Cizre (8) ve Van (en az 1) ile birlikte tutuklananların sayısı 126’e yükseldi. Van’da ve diğer kentlerde gözaltına alınan onlarca kişinin sorgusu ise halen devam ediyor. Newroz sonrası gözaltı furyası da ev baskınları şeklinde sürerken, gözaltı ve tutuklamaların sayısının artması bekleniyor. Bu veriler Newroz kutlamalarına en büyük tahammülsüzlüğün Türkiye’de olduğunu gözler önüne seriyor. Tutuklananlar arasında çok sayıda çocuk da bulunuyor. Avukatlar çocukların gözaltına alınırken çok kötü dövüldüklerini belirtiyor. Polis şiddetinden dolayı çok sayıda kişi hastaneye kaldırıldı ve bir çoğunun tedavisi sürüyor.
Bu veriler 20 Mart öncesi yaşanan gözaltı ve tutuklamaları içermiyor. 20-26 Mart tarihleri arasındaki altı günde ANF kayıtlarına geçen gözaltı ve tutuklamaları kapsıyor. Diğer kentlerde yapılan gözaltılar ve ulaşamayan bilgiler de hesaba katıldığında gerçek rakamın daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.
ANF
Dünyanın en istikrarsız ülkesi!
Üç küçük adadan oluşan bir ülke orası. Sadece 798 bin nüfusa sahip olan ülkede inanılmaz bir iktidar mücadelesi yaşanıyor. Öyle bir mücadele ki son 30 yılda tam 20 darbeye sahne olmuş bu ülke.
Geçtiğimiz gün Afrika Birliği güçlerinin desteklediği hükümet birliklerinin 1 seneden beri süren isyanı bastırmak için harekete geçtiği Komor Adaları, 1975 yılında Fransızlardan bağımsızlığını kazanmasının ardından sürekli darbeler, iç çatışmalar ve çekişmelere sahne oldu. Ülkeyi oluşturan Büyük Komor, Anjuan ve Mayotte Adalarının her birinde ayrı bir hükümet ve bir başkan bulunuyor. Komor Adalarının genelini ise tüm adalarda gerçekleştirilen seçimle başa geçen bir başkan temsil ediyor.
Ortaçağ boyunca deniz korsanlarının yerleştiği bir ülke olan Komor adalarının tarihinde de “bela” hiç eksik olmadı. Uzun yüzyıllar boyunca bu ülkeye yerleşen korsanlar çevredeki ülkelerin denizcilerine korku saldı. Hint ticaret yollarının önem kazanmasının ardından Fransızlar tarafından 1912 yılında sömürgeleştirilen ülke, bir dizi ayaklanmanın arından 1975 yılında bağımsızlığını ilan etti.
Komor adalarının tarihinin belki de en hareketli dönemi bundan sonra başladı. Kurulan bağımsız cumhuriyetin başkanlığına bir batı hayranı olan Ali Suveylih geçirildi. Ali Suveylih ülkesini modernleştirme iddiasıyla İslâmi tesettürü ortadan kaldırmak dahil birtakım reformlar gerçekleştirmek suretiyle Fransız işgalcilerin başaramadıklarını başarma çabası içine girdi. Ancak 1978 de Ahmed Abdullah tarafından gerçekleştirilen bir darbeyle Ali Suveylih görevden uzaklaştırıldı. Yeni başkan Ekim 1978 de anayasayı değiştirerek devletin resmi adını Komorlar Federal İslâm Cumhuriyeti yaptı. Ahmed Abdullah da Fransa yla iyi geçinmeye özen göstermesine ve İslâmizasyon faaliyetini sadece halkı kendine bağlamak için kullanmasına rağmen Batılıların desteklediği paralı askerler tarafından kendisine karşı birkaç kez başarısız darbe girişiminde bulunuldu. Batılı güçler Ahmed Abdullah ın ülkenin İslâmi kimliğine önem vermesinden rahatsız oluyorlardı. Ahmed Abdullah Kasım 1989 da bir suikast sonucu öldürüldü ve yerine Said Muhammed Çuhar geçirildi.
Ülkenin şu andaki devlet başkanı Ahmed Abdullah Muhammed Sambi 14 Mayıs 2007 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerle başa geldi. İslamcı bir gelenekten gelen Sambi, ülkenin darbe olmadan başa geçen tek lideri.
Komor adalarında bugünkü kavga ise geçtiğimiz sene Anjuan adalarında yapılan seçimler. Devlet Başkanı Sambi, Anjuan seçimlerine hile karıştırıldığını öne sürerek seçimlerin yenilenmesini istiyor. Ancak Anjuan’ın başkanı Albay Bekar ise bu talebi reddetti. Anjuan adasındaki isyan bir seneden bu yana sürüyordu.
Afrika Birliği güçleri tarafından desteklenen Sambi’nin birliklerinin Anjuan’da kontrolü tamamen ele aldıkları bildirilirken Albay Bekar’ın ise kadın kılığına girerek adadan kaçtığı haber veriliyor. Şimdi tüm birlikler Fransızlar tarafından eğitilen isyancı Albayı arıyor.
ben 32 yaşında bır genç kızım bu hukumete anlam veremiyorum bu işkence bu ölum bu haksızlık bu hakaret bu vahşet. nereye kadar bunu ister kabul edin ister etmeyın artık kurt halkı uyanmış bu tip faliyetler hiç bir zaman bu halkı durduramaz kurkutamaz ve yıldıramaz.
Çünku bunun bedeli çok büyük verilmiş eninde sonunda bu halkın hakını verecekler.ve bu halktan devleti yöneten büyükler özür diliyecekler.
artık bu haklı halık değil allah afermi bilmiyoruz.bunu düşünün lutfen.
xgerilla 2008-04-27
kahrolsun faşistler
dünya bir gün degil ki nereye kadar bizlere bu haksızlıklar bu işkenceler yapılacak bizimde onlardan hakkımızı soracağımız günler yakındır
YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ
just a kurd 2008-03-28
katil bunlar ya
hesabını verecekler bu insanlık dışı işkencelerin ve ırkçılığın. yaşasın halkların kardeşliği