|
|
|
‘Moğol’ üçlemesinin ilk filmi olan ‘Cengiz Han’, dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu olan Cengiz Han unvanına sahip oluşunu konu alıyor. |
|
|
Dünya sinemalarında ses getiren savaş filmleriyle boy ölçüşme iddiası taşıyan Rus Yönetmen Sergei Bodrov imzalı ‘Mongol’ ya da ‘Cengiz Han’, dünya tarihinin en büyük imparatorluğunu kuran Moğol Kralı Cengiz Han’ın batı hafızasındaki profilini yeniden tanımlıyor. Çekimleri farklı ülkelerde tam dört yıl süren, 600 oyuncu ve yaklaşık bin figüranın rol aldığı ve dünyanın gördüğü en güçlü hükümdarı olan Cengiz Han’ın hayatını konu alan Sergei Bodrov’in ses getiren filmi ‘Mongol’ batının Cengiz Han ezberini bozmakla birlikte, Cengiz Han’ın savaşçı kişiliğinin yanı sıra insani tarafını da duygu bentleriyle gün yüzüne çıkarıyor. Rus, Alman, Kazak ve Amerikan ortak yapımı olan Cengiz Han, savaşarak esaretten kurtulan, hayatın en zirvedeki yerlerini en dipte bitiren ama her dibi zirveye bir tırmanışa çevirerek dünyanın yarısını ele geçirmeyi başaran bir kralın topyekün hayatını etkileyici sahnelerle anlatıyor. ‘Moğol’ üçlemesinin ilk filmi olan ve daha önce çekilen birçok Cengiz Han filminden ayrı olarak özellikle Han’ın aşk ve duygu dünyasına da uzunca bir yolculuk yapması bakımından çok katmanlılığa imza atarken, kullanılan görsel efektlerle de oldukça inandırıcı kılınmış. Filmin çekildiği mekanların konuya uygun şekilde, yerel halkın yaşayışına ayna tutacak şekilde seçilmesi, kullanılan yaşamsal alanlar ve kostümlerin de döneme sadık kalınarak tasarlanması sayesinde eleştirilerden kurtulmayı başaran film, konunun yer yer masalsılaştırılması nedeniyle özellik Kazak halkından büyük eleştiri almıştı.
Film Kazakistan’da büyük eleştiri almıştı
Basın gösterimi kısa bir süre önce yapılan filmde rol alan usta oyuncular rollerini başarıyla oynarken, filmin orijinal diline (Moğolca) sadık kalınarak çekilmesi konusu da yine Kazakistan’da büyük eleştiri oklarına hedef olmuştu. Zira Kazaklar, oyuncuların dile hakim olmaması nedeniyle rollerde bu anlamda yapmacık bir durumun söz konusu olduğundan yakınmıştı. Babasının ölümünden sonra hak etmediği halde kağanlığı eline geçiren ve gelecekteki düşmanı olarak gördüğü Timuçin’i düşmanı sayan Targutai’ye karşı verdiği mücadeleden birçok kez yenik düşen ancak bu esaretlerin tümünden efsanevi bir şekilde Büyük Tanrı Tengri’nin desteğiyle kurtulan Timuçin, hedefine doğru adım adım ilerler. Ancak filmdeki tüm olay örgüleri ve kahramanların başından geçenler gerçeğin ta kendisinden alınırken, Timuçin zor taktikler sonucu esir edilmesine rağmen kurtuluşunun gerek sıradan gerekse de efsanevi ve Tengri yardımıyla gerçekleşmesi de filmdeki kopuklulardan biri. Yine kadına önemli yer veren filmde, kahraman bütün mücadelesi ve hayatı boyunca alışılmışın dışında tek bir kadının varlığını yüreğinde hissedip, her seferinde bir tek onu seçmesine rağmen, eşinin eski bir meseleden dolayı Merkitlerce kaçırılmasına beklenen duruşu sergilemez, ayrıca eşini kurtarmak için Jamuhka’nın yardımıyla büyük bir savaşa tutuşmasıyla yerel gerçeklerden yer yer uzaklaşmalardan kurtulamıyor. Kullanılan teknik ekipmanlar, öykünün beyaz perdeyle buluşması ve konunun çok motifli ele alınması bakımından başarılı bir performans sergileyen 120 dakikalık filmde, başrolü üstlenen, Uluslararası Venedik Film Festivali’nden ödülü bulunan Tadanobu Asano ise yeteneğiyle göz dolduruyor.
İSMAİL YILDIZ/ DİHA/İSTANBUL
|
|
|
|