AB rotasında ilerlemek isteyenler, statükoyu sürdürmek isteyenler ve devleti çete devleti haline getirmeye çalışan derin devlettir. Bugün yaşanan bu üç devlet arasındaki iktidar çatışmasıdır’’ dedi.
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, partisinin Meclis grup toplantısında, yaşanan son siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Newroz kutlamalarında polisin şiddetine dikkat çeken Ahmet Türk, halkın Newroz’da çözüm yolunu gösterdiğini kaydetti.
DTP’liş Türk, artık hiç kimsenin, yüzbinlerce insanın dile getirdiği özgürlük ve barış taleplerini görmezden gelemeyeceğini belirterek, “Askeri çözümler havlu atmıştır. Çözüm bu Mecliste, çözüm bu iradededir. Yapılabilecek tek bir şey var; o da tam demokratikleşme için başta iktidar olmak üzere tüm sorumlu ve yetkili çevrelerin elini taşın altına sokmasıdır’’ dedi.
İŞKENCEYE SIFIR TOLERANSI YALAN!
Newroz kutlamaları sırasında Hakkari, Van, Siirt ve Yüksekova’da yaşanan şiddete dikkat çeken Türk, her yerde görkemli kutlamalar yaşanmasına rağmen bu illerde vahşet görüntülerinin ortaya çıktığını belirterek şöyle dedi:
“Van’da-Hakkâri’de-Yüksekova’da-Siirt’te, güvenlik güçlerinin yaptığı vahşet, sokak ortasındaki işkenceler neyle izah edilebilir? Kendi halkına bu kadar pervasız saldıran bir hükümet, neyin demokrasisinden neyin çağdaşlığından bahsedebilir? Sayın Başbakana soruyorum: Bu tabloyu izledikten sonra, kim ‘işkenceye sıfır tolerans’ sözüne inanacak? Bunun bir palavradan başka bir şey olmadığı, görüntülerle ispatlandı.
Kameralar önünde sokak ortasında 15 yaşında bile olmayan bir çocuğa yapılan muamele tüyler ürpertici. Bu görüntüleri, yıllar önce İsrail askerleri Filistinli çocuklara yapıyordu. Burası Filistin mi, halkın vergileriyle geçinen polis kendini İsrail askeri mi sanıyor? Sokak ortasında çocuklara yapılan işkence görüntülerini günlerden beri bütün dünya izliyor! Hiçbir yetkiliden tek bir açıklama yok! Hükümet, nasıl hasıraltı ederim, nasıl bu gündemler içerisinde kaybederimin telaşı içerisinde. Gerçekleri nasıl çarpıtırımın uyanıklığı içerisinde.”
DTP’li Türk grup konuşmasında, Başbakan Erdoğan’ın halkı vandalizmle suçladığını hatırlatarak “asıl Vandal, kadınlara, çocuklara dayat atanlar, coplayanlar, işkence yapanlardır. Vatandaşına silah sıkandır, vatandaşını öldürendir. Halkımız, hukukçularımız, sivil toplumumuz kimin Vandal kimin demokrat olduğunu çok iyi biliyor’’ diye konuştu.
Türk, Siirt Emniyet Müdürü, Van, Hakkari ve Siirt valilerinin görevden alınması yönündeki taleplerini bir kez daha dile getirdi.
TÜRKİYE YOL AYRIMINDA
AKP hakkındaki kapatma davası ve yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Ahmet Türk, Türkiye’nin önemli bir yol ayrımında olduğunu belirterek yaşananları “iktidar savaşı” olarak nitelendirdi.
Türkiye’de 3 devlet olduğunu vurgulayan Türk, “Birincisi, sınırlı da olsa biraz değişimi isteyen, AB rotasında ilerlemek isteyen kesimlerden oluşuyor. İkinci devleti ise, değişime karşı duran, iktidarı için mevcut statükoyu sürdürmek isteyen kanat oluşturuyor. Üçüncüsü de devleti çete devleti haline getirmeye çalışan, gücünü çetelerden alan derin devlettir. İşte bugün yaşanan bu üç devlet arasındaki iktidar çatışmasıdır. Statükocu sistemi sürdürmek isteyen elit kesimler siyaseti devre dışı bırakmak istiyor. Bunlar demokrasiyi bu topluma fazla görüyorlar. Yani halkı aşağılıyorlar, hor görüyorlar. Toplum daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi talebinde bulundukça korkuyorlar, sıkışıyorlar ve bunun sonucu olarak saldırıya geçiyorlar. Statükolarını, hanedanlıklarını sağlama almak için, ceberrut gibi toplumun siyasetin üzerine çöküyorlar” diye konuştu.
AKP MAĞDUR DEĞİL TARAFTIR
Sistemi tıkayan nedenlerin başında Kürt sorunu geldiğini söyleyen Türk, AKP hakkında açılan kapatma davasının güç odaklarının çatışmasının bir ürünü olduğunu belirtti.
AKP’nin bu çatışmanın mağduru değil bizzat tarafı olduğunu anlatan Türk şöyle konuştu:
‘’AKP kesinlikle masum rolü oynamasın. Sayın Başbakan hiç boşuna mağduriyetten demokratlık çıkartmaya çalışmayın. Aksi taktirde sadece kendinizi kandırırsınız. İş bu kez ciddidir. Ne yazık ki işlerin bu noktaya gelmesinin sorumluluğu sizdedir. Halkın size verdiği yetkiyi doğru kullanmadınız. Halk daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla zenginlik yaratmanız için size yetki verdi. Gittiniz bu güç odaklarıyla uzlaştınız. Halkın verdiği yetkiyi ucuza pazarladınız. Demokrasiyi, özgürlükleri, hakkı, hukuku, adaleti yaymak yerine iktidarınızı yaymaya çalıştınız. Bürokraside kendi iktidarınızı kurmak istediniz. Dolmabahçelerde anlaşmalar yaptınız. ‘Kürt sorununu en iyi ben ezerim’ diyerek sözler verdiniz. Hatta bunun için en kapsamlı operasyonları bile yaptınız.”.
Biz söyleyelim nerede yanlış yaptığınızı. Demokrasiyi, özgürlükleri kurban ederek sistemin sahiplerinin size geçit vereceğini mi sandınız? En basitinden bir 301’inci maddeyi bile değiştirmeyerek, iktidarınızı sağlama mı almış oldunuz? Aylardır ucuz hesaplarla yeni anayasa konusunda toplumu oyaladınız, kandırdınız. Sizin bu uzlaşmalarınız, dirsek temaslarınız, statükoya göz kırpmalarınız, bu güçleri azdırdı. Siz toplumun demokratik tercihini, arzularını yücelteceğinize, tam tersine izlediğiniz politikalarla küçülttünüz. Sizin şahsınızda artık bu gün deniyor ki, ‘İktidar da olsa kapatırız.’Halkın gücünü, böyle önemsizleştirmeye, değersizleştirmeye ne hakkınız var? Bu toplum buna layık mı? Yazık, gerçekten siyaset adına, bu toplum adına yazık.”
AKP İSOT TARLASINA GİRDİ
AKP’ye “demokrasi reformu için geç kalmış sayılmayız” diye seslenen Türk, eğer demokrasi isteniyorsa iktidar savaşının bir kenara bırakılması gerektiğini kaydetti. Türk “bugün demokrasi için Kurtuluş savaşı başlatmak gerekiyor” dedi. AKP’ye, demokrasi ve parlamentonun gücünü yansıtacak düzenlemeler konusunda “sonuna kadar yanınızdayız” mesajı veren Türk, konuşmasında bir de fıkra anlatarak şunları söyledi:
“Adam gelmiş ‘ağam Fransızlar, Urfa’ya giriyorlar’ demiş, ağa ses çıkarmamış, adam yeniden gelmiş ‘ Ağam Fransızlar Urfa’ya girdiler’ demiş, ağa da yine ses yok. Adam bir kez daha gelmiş ‘Ağam Fransızlar isot tarlasına girdi’ demiş, ağa bu kez ayağa kalkmış ‘koşun, namus elden gidiyor’ demiş. AKP de isot tarlasına girildiği için telaş içinde demokrasi havariliği yapıyor. Oysa siz halktan aldığınız yetkiyi doğru kullansaydınız ülke bu duruma düşmezdi. Statükocu güçlere karşı demokrasi mücadelesi verseydiniz, demokrasi bugün tehlike altında olmazdı. AKP’nin sızlanmak,şikayet etmek yerine demokrasiyi gündeme getirmesi lazım. Yamalarla, perakendelerle bu iş düzelmez. Ne statükoya, ne kiliseye ne camiye yaranabildiniz. Ortada kaldınız başbakan.”
ANF
|